Ben giderim sazım sen kal dünyada
Gizli sırlarımı aşikar etme
Lal olsun dillerin söyleme yada
Garip bülbül gibi ah u zar etme
Gizli dertlerimi sana anlattım
Çalıştım sesimi sesine kattım
Bebe gibi kollarımda yaylattım
Hayali hatır et beni unutma
Bahçede dut iken bilmezdin sazı
Bülbül konar mıydı dalına bazı
Hangi kuştan aldın sen bu avazı
Söyle doğrusunu gel inkar etme
Benim her derdime ortak sen oldun
Ağlarsam ağladın gülersem güldün
Sazım bu sesleri turnadan m'aldın
Pençe vurup sarı teli sızlatma
Ay geçer yıl geçer uzarsa ara
Giyin kara libas yaslan duvara
Yanından göğsünden açılır yara
Yar gelmezse yaraların elletme
Sen petek misali Veysel de arı
İnleşir beraber yapardık balı
Ben bir insanoğlu sen bir dut dalı
Ben babamı sen ustanı unutma
30 Ekim 2009 Cuma
Pençe vurup sarı teli sızlatma
Hangisini önce övmek lazım bilemedim. Aşık Veysel'inki kadar dingin türküler var mı. Onun türkülerini gene bir Sivaslı Cengiz Özkan kadar güzel yorumlayabilecek başka birisi olamaz bence. "Sazıma" türküsü en hoşuma gidenlerden biridir. Sözleri yıkar beni. Veysel'in gözü kör olmuş belki ama diğer tüm gözleri açılmış.
Seha Okuş
Seha Okuş ismen pek bilinen bir sanatçı değil. Benim de bildiğim bir tek albümü var. O da kendi adıyla bir derleme albüm olarak Kalan Müzik'ten çıktı. Yıllar önce "kim söylüyor bunu" merakımı yenemeyip aradığımda tanımıştım ben de.
Eminim çoğunuz duymuşsunuzdur onun yorumunu " Hasretinle Yandı Gönlüm"
Bir şehir hanımefendisiyken, batı müziğini icra edecekken türkülerin güzelliğine kendini kaptırıvermiş. Benim dinlediğim tüm türkülerinde şivesiz temiz türkçesi göze çarpıyor. Şivesiz olsa da yorumları çok hoş.
Müjdat Gezen'in de halasıymış. Albümündeki "Son Bakışım Toklimenin Köyüne" türküsü çok içli, çok güzeldi. Ara ara bulamadım cdsini, bulduğumda koyacağım bu türküyü.
Eminim çoğunuz duymuşsunuzdur onun yorumunu " Hasretinle Yandı Gönlüm"
Bir şehir hanımefendisiyken, batı müziğini icra edecekken türkülerin güzelliğine kendini kaptırıvermiş. Benim dinlediğim tüm türkülerinde şivesiz temiz türkçesi göze çarpıyor. Şivesiz olsa da yorumları çok hoş.
Müjdat Gezen'in de halasıymış. Albümündeki "Son Bakışım Toklimenin Köyüne" türküsü çok içli, çok güzeldi. Ara ara bulamadım cdsini, bulduğumda koyacağım bu türküyü.
Ramazan Güngör
Yazmazsam içim rahat etmeyecek. Blogdaki ilk iki eserin, çömlek kırdıran havası ve metelik ağır zeybeğinin icracısı Fethiyeli Ramazan Güngör. Beğendiyseniz albümünü Kalan Müzik'te bulabilirsiniz.
"Şelpe" diye adlandırılan bir bağlama çalış metodu var, ilginiz varsa biliyorsunuzdur belki. Tezenenin -yani penanın- kullanılmadığı bir stil. Tel çekiyor, perdelere parmak vuruyor, sadece parmaklarınızı kullanıyorsunuz çalarken. Ramazan Güngör ömrü boyunca tezeneyi eline almadan çalan bir adam olarak bu metodun kendi çapında bir üstadı.
Bu üstadı saatlerce kameraya kaydedip, nasıl çaldığını, parmak ve vuruşlarını çözen, bunları başka derledikleriyle toparlayıp "şelpe metodunu" kitaplaştırıp ticari hale döken adamlar var. Ticareti de olsun, madem o kadar uğraştın, para da kazan. Ama sana kaynak olan adamları da gör biraz değil mi? Sadece isimlerini bir kuru zikretmekle kalma. Bu kadar paraya tamahkarlığı türkü gibi şeylerle uğraşan adamlarda gördüğümde, hissettiğimde çok sinirleniyorum. Erol Parlak'ı bu yüzden hiç sevmem. Bir başka sevmediğim, sevmeye çalışsam da artık sevemeyeceğimi anladığım adam Arif Sağ. Yakın uzak hasbelkader tanımışlığım var. Tanımasam da farketmez gerçi. Çok iyi çalarımı adamın gözüne gözüne sokan, Şekeroğlanı elli farklı tarzda çalan, her ritmi bilirim deyip davullar çalmaya kalkıp bence yüzüne gözüne bulaştıran bu adamı da sevemiyorum. Çok uğraştım sevmek için. Olmadı. Oğlunu da sevmem, gelinini de. Sevmem derken tarzlarını elbet, ikisinin de albümleri var.
Ben iyisimi gene Ramazan Usta'dan bir yorum daha koyayım. Kocaoğlan zeybeği. Bu zeybeği düzgün oynayanı bulursanız, kazık yutmamış gibi, adam gibi oynayanlarından birini, kaçırmayın bence. Çok kalmadı bu adamlardan.
"Şelpe" diye adlandırılan bir bağlama çalış metodu var, ilginiz varsa biliyorsunuzdur belki. Tezenenin -yani penanın- kullanılmadığı bir stil. Tel çekiyor, perdelere parmak vuruyor, sadece parmaklarınızı kullanıyorsunuz çalarken. Ramazan Güngör ömrü boyunca tezeneyi eline almadan çalan bir adam olarak bu metodun kendi çapında bir üstadı.
Bu üstadı saatlerce kameraya kaydedip, nasıl çaldığını, parmak ve vuruşlarını çözen, bunları başka derledikleriyle toparlayıp "şelpe metodunu" kitaplaştırıp ticari hale döken adamlar var. Ticareti de olsun, madem o kadar uğraştın, para da kazan. Ama sana kaynak olan adamları da gör biraz değil mi? Sadece isimlerini bir kuru zikretmekle kalma. Bu kadar paraya tamahkarlığı türkü gibi şeylerle uğraşan adamlarda gördüğümde, hissettiğimde çok sinirleniyorum. Erol Parlak'ı bu yüzden hiç sevmem. Bir başka sevmediğim, sevmeye çalışsam da artık sevemeyeceğimi anladığım adam Arif Sağ. Yakın uzak hasbelkader tanımışlığım var. Tanımasam da farketmez gerçi. Çok iyi çalarımı adamın gözüne gözüne sokan, Şekeroğlanı elli farklı tarzda çalan, her ritmi bilirim deyip davullar çalmaya kalkıp bence yüzüne gözüne bulaştıran bu adamı da sevemiyorum. Çok uğraştım sevmek için. Olmadı. Oğlunu da sevmem, gelinini de. Sevmem derken tarzlarını elbet, ikisinin de albümleri var.
Ben iyisimi gene Ramazan Usta'dan bir yorum daha koyayım. Kocaoğlan zeybeği. Bu zeybeği düzgün oynayanı bulursanız, kazık yutmamış gibi, adam gibi oynayanlarından birini, kaçırmayın bence. Çok kalmadı bu adamlardan.
29 Ekim 2009 Perşembe
Hudey Hudey
Ruhi Su, bas bariton sesiyle türküleri yorumlayan bir büyük adam, dinlemediyseniz bile adını duymuşsunuzdur mutlaka. Kendi çaldığı bağlamaya -çok da iyi çalamaz, ama zaten amaç bağlamayı konuşturmaktansa türküyü hakkıyla söyleyebilmektir- kendi sesiyle eşlik eder. Başka kişilerle söylediği türküler sayıca oldukça azdır. Kendi çalar, kendi yorumlar. Tüm albümlerinin formatı aşağı yukarı bu şekildedir.
Ruhi Su, birçok sanatçının aksine sadece bir yöreye ait türküleri okumamıştır, zeybekten deyişe kadar birçok bölgenin türkülerini derlemeye çalışmış, yorumlamıştır.
Siyasi görüşlerinde dolayı , bazen de okuduğu türküler yüzünden yasaklı sanatçılar arasına girdi. 12 Eylül döneminde hapis de yatmış. Cenazesine binlerce insan katıldı.
"Mahsus Mahal", Ruhi Su'nun en bilinen türkülerinden biridir. Birçok sanatçı bu türküyü okumuştur.
Benim en çok sevdiğim yorumlardan biri Hudey Hudey isimli deyiş. Yorumlayan Sümeyra Çakır, çalan Ruhi Su.
Ruhi Su, birçok sanatçının aksine sadece bir yöreye ait türküleri okumamıştır, zeybekten deyişe kadar birçok bölgenin türkülerini derlemeye çalışmış, yorumlamıştır.
Siyasi görüşlerinde dolayı , bazen de okuduğu türküler yüzünden yasaklı sanatçılar arasına girdi. 12 Eylül döneminde hapis de yatmış. Cenazesine binlerce insan katıldı.
"Mahsus Mahal", Ruhi Su'nun en bilinen türkülerinden biridir. Birçok sanatçı bu türküyü okumuştur.
Benim en çok sevdiğim yorumlardan biri Hudey Hudey isimli deyiş. Yorumlayan Sümeyra Çakır, çalan Ruhi Su.
28 Ekim 2009 Çarşamba
Hoyrat - Kışlalar doldu bugün
Neriman Altındağ Tüfekçi'yi geçen aylarda kaybettik. Türkülerin derlenmesinde iki eşi Muzaffer Sarısözen ve Nida Tüfekçi ile birlikte çok emek vermiş sanatçılardan biridir. Eğer bu sesi hiç duymadıysanız, hele bu türküyü hiç dinlemediyseniz yazık olmuş size. Bu beşiri hoyratını bu kadından daha güzel söyleyen yoktur. Belki Muzaffer Akgün. Belki.
Sabah Ezanı
Kadıoğlu zeybeği sabah ezanı zeybeği diye de geçer. Heybetli bir zeybektir. İcracı, Okan Murat Öztürk'ün Bengi Bağlama Üçlüsü. Bu abinin gösterişsiz ve adabıyla çalışını seviyorum. Bağlama böyle çalınırı gösterme peşinde koşmaz, kaldı ki iyi çalar, çaldığının hakkını verir. Müzikalitesiyle diğerlerinden ayırdığım bir adam. Ömrü uzun olsun, eline sağlık. Bu üstaddan daha çok türkü koyacağım sanırım.
27 Ekim 2009 Salı
Ağır Zeybek, Metelik
bu muhteşem zeybek, 3 telli yumruk kadar bir bağlamayla çalınmış. ağır zeybeklerin en güzel örneklerinden.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
