Okan Murat Öztürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okan Murat Öztürk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Temmuz 2013 Perşembe
27 Haziran 2012 Çarşamba
26 Mayıs 2012 Cumartesi
28 Şubat 2012 Salı
güzel ne güzel olmuşsun
okan murat öztürk'ü severim. musa eroğlu'nu da severim. amma velakin, bu amcam daha güzel söylüyor be! 00:58:35'e gidiniz lütfen!
2 Mayıs 2011 Pazartesi
kaşık havası
okan murat öztürk gençmiş, saçlarının bir kısmı hala başında . tamam yav... kötü espri.
bunun bir de barış manço versiyonu vardı hatırladığım. bir arayayım!
etiketler
iç anadolu,
konya,
Okan Murat Öztürk,
oynamayanı dövüyoruz
30 Ocak 2011 Pazar
31 Ekim 2010 Pazar
26 Ağustos 2010 Perşembe
31 Temmuz 2010 Cumartesi
deli derviş
deli derviş bir ayak. kerem ayağı gibi. belli bir ezgi dizisinin ardında dönen, eğer kaparsanız da doğaçlamaya yatkın bir ayak. deli derviş denen bir adam vardıysa, neden deli dendiğini ben anlayabiliyorum galiba.
21 Temmuz 2010 Çarşamba
avşar elleri
döndük gene egeye. kürkçü dükkanım oluyor benim. bu türkü tavırlı bir türkü. çalmak için kırk fırın ekmek yemek gerek -kendim için diyorum-.
bir akçağaçtan bağlamam vardı, ses tonu aynıydı buradaki tınıyla. çalan okan murat öztürk, yorumcu tolga çandar. daha önce de koymuştum hale gürden, yorumlar, tavırlar aynı değil diye bir kez daha koymak istedi canım.
bir akçağaçtan bağlamam vardı, ses tonu aynıydı buradaki tınıyla. çalan okan murat öztürk, yorumcu tolga çandar. daha önce de koymuştum hale gürden, yorumlar, tavırlar aynı değil diye bir kez daha koymak istedi canım.
27 Haziran 2010 Pazar
topal
kaşık düşmanını dalışa gönderdik, baba-oğul bekar kontenjanından takılıyoruz iki gündür. aslında beraber gidecektik, baktım hatun çalıştığı şirketin yarıyılını kazasız belasız atlatabilmek için telef olacaktı çalışmaktan, biraz kafasını dinlesin falan deyu son dakikada "biz gelmiyoruz" deyip kışkışladık. iyi ettik.
olağan "iyiyim, sağ salim geldim, merak etmeyin" görüşmesini yaparken oğlanı istedi, "anne telefonda, konuşacak mısın?" dedim, "haaaayır" dedi, annesi de bu hayırı duyup "eşşe'oğlueşşek" şeklinde sevgisini ifade etti. "hangimiz eşşek oluyor, sen mi ben mi", "arama bizi, keyfini çıkar, kafayı boşalt" falan deyip kapadık. normal şartlarda annecidir aslında -en azından şimdilik- , ben ikinci planda kalıyorum. tabii iki gündür gezip tozup, çukulataları, dondurmaları yiyip, izlemek istediği çizgi filmleri kendisine sorun çıkarmadan açan bir babayı bulunca anneyi sattı iki dakikada. böyle zamanlarda basit bir anlaşma yapıyorum kendisiyle; "sen beni üzme, ben de seni üzmeyeyim". "tamam" diyor, ve buna da uyuyor genelde.
kulak dolgunluğu olsun, hem belki sever, ilgilenir diye güzel müzikler dinletmeye çalışıyorum, oturduk bütün cdleri düzenledik, bir kısmını dinledik. bir kısmında oynadık falan. yetenek fakiri babasına pek benzemeyecek gibi bir izlenim edinir gibi oluyorum.
bekarlıktan yeme içme düzenimiz azıcık aksar gibi oldu, onu da pizzayla başarıyla savuşturduk. gelen dört peynirli pizzayı o kadar çok sevdi ki, "böyle bir şey vardı da sen niye daha önce yedirmedin bana" gibilerinden fırçaladı beni, eşşeğin sıpası.
*oynamayanı dövüyoruz.
olağan "iyiyim, sağ salim geldim, merak etmeyin" görüşmesini yaparken oğlanı istedi, "anne telefonda, konuşacak mısın?" dedim, "haaaayır" dedi, annesi de bu hayırı duyup "eşşe'oğlueşşek" şeklinde sevgisini ifade etti. "hangimiz eşşek oluyor, sen mi ben mi", "arama bizi, keyfini çıkar, kafayı boşalt" falan deyip kapadık. normal şartlarda annecidir aslında -en azından şimdilik- , ben ikinci planda kalıyorum. tabii iki gündür gezip tozup, çukulataları, dondurmaları yiyip, izlemek istediği çizgi filmleri kendisine sorun çıkarmadan açan bir babayı bulunca anneyi sattı iki dakikada. böyle zamanlarda basit bir anlaşma yapıyorum kendisiyle; "sen beni üzme, ben de seni üzmeyeyim". "tamam" diyor, ve buna da uyuyor genelde.
kulak dolgunluğu olsun, hem belki sever, ilgilenir diye güzel müzikler dinletmeye çalışıyorum, oturduk bütün cdleri düzenledik, bir kısmını dinledik. bir kısmında oynadık falan. yetenek fakiri babasına pek benzemeyecek gibi bir izlenim edinir gibi oluyorum.
bekarlıktan yeme içme düzenimiz azıcık aksar gibi oldu, onu da pizzayla başarıyla savuşturduk. gelen dört peynirli pizzayı o kadar çok sevdi ki, "böyle bir şey vardı da sen niye daha önce yedirmedin bana" gibilerinden fırçaladı beni, eşşeğin sıpası.
*oynamayanı dövüyoruz.
26 Haziran 2010 Cumartesi
15 Haziran 2010 Salı
27 Mart 2010 Cumartesi
gel yanıma
açış mehmet erenler'den, türkü neşet ertaş'tan, yorum okan murat öztürk'ten.
* bergüzar albümünden
* neşet ertaş'tan dinlemek isterseniz buradan
* bergüzar albümünden
* neşet ertaş'tan dinlemek isterseniz buradan
etiketler
keskin kırşehir,
mehmet erenler,
neşet ertaş,
Okan Murat Öztürk
yavaşca
türkülerin yeni düzenlemelerine karşı değilim, ama orijinali fazla bozulduğunda, kalitesiz altyapılarla düzenlendiğinde sinirleniyorum. bu türkünün kaynak kişisi feyzullah çınar. tek başına ve kendi çaldığı bağlamayla söylemiş. öteki de okan murat öztürk'ün düzenlemesi. birininin tane tane söyleyişini, diğerinin çalış ve düzenlemedeki ustalığını sevdim. harika yahu.
etiketler
feyzullah çınar,
iç anadolu,
Okan Murat Öztürk,
sivas
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


