oynamayanı dövüyoruz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oynamayanı dövüyoruz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2011 Salı

abe kaynana



eyvah eyvah 2 deki müziklerden biriydi galiba bu. çok dinlediğim bir tür olduğunu söyleyemem, fakat videodaki askerlerin doğallığı hoşuma gitti. kapıyla böyle de ritim tutulurmuymuş, tutulurmuş. ağladı resmen kapı. biz bunları nöbet tutsun diye gönderiyoruz, meğer bunlar dalgalarına bakıyorlarmış!

2 Mayıs 2011 Pazartesi

tımbıllı



oynayacak durumda olmayan parmağını şıklatsın bari. erkin koray söylüyor.

* şununla benzerliği çok

lambaya püf de



buldum ama hangi kategoriye sokacağımı bilemedim.

kaşık havası



okan murat öztürk gençmiş, saçlarının bir kısmı hala başında . tamam yav... kötü espri.

bunun bir de barış manço versiyonu vardı hatırladığım. bir arayayım!

kesik çayır



* oynamayanı dövüyoruz serisi revisited

30 Haziran 2010 Çarşamba

oy bahçenize ben giremedim

oynamayanı dövüyoruz. karadeniz türküsü

27 Haziran 2010 Pazar

topal

kaşık düşmanını dalışa gönderdik, baba-oğul bekar kontenjanından takılıyoruz iki gündür. aslında beraber gidecektik, baktım hatun çalıştığı şirketin yarıyılını kazasız belasız atlatabilmek için telef olacaktı çalışmaktan, biraz kafasını dinlesin falan deyu son dakikada "biz gelmiyoruz" deyip kışkışladık. iyi ettik.

olağan "iyiyim, sağ salim geldim, merak etmeyin" görüşmesini yaparken oğlanı istedi, "anne telefonda, konuşacak mısın?" dedim, "haaaayır" dedi, annesi de bu hayırı duyup "eşşe'oğlueşşek" şeklinde sevgisini ifade etti. "hangimiz eşşek oluyor, sen mi ben mi", "arama bizi, keyfini çıkar, kafayı boşalt" falan deyip kapadık. normal şartlarda annecidir aslında -en azından şimdilik- , ben ikinci planda kalıyorum. tabii iki gündür gezip tozup, çukulataları, dondurmaları yiyip, izlemek istediği çizgi filmleri kendisine sorun çıkarmadan açan bir babayı bulunca anneyi sattı iki dakikada. böyle zamanlarda basit bir anlaşma yapıyorum kendisiyle; "sen beni üzme, ben de seni üzmeyeyim". "tamam" diyor, ve buna da uyuyor genelde.

kulak dolgunluğu olsun, hem belki sever, ilgilenir diye güzel müzikler dinletmeye çalışıyorum, oturduk bütün cdleri düzenledik, bir kısmını dinledik. bir kısmında oynadık falan. yetenek fakiri babasına pek benzemeyecek gibi bir izlenim edinir gibi oluyorum.

bekarlıktan yeme içme düzenimiz azıcık aksar gibi oldu, onu da pizzayla başarıyla savuşturduk. gelen dört peynirli pizzayı o kadar çok sevdi ki, "böyle bir şey vardı da sen niye daha önce yedirmedin bana" gibilerinden fırçaladı beni, eşşeğin sıpası. 

*oynamayanı dövüyoruz.


26 Haziran 2010 Cumartesi

zühtü

oynamayanı dövüyoruz.