16 Nisan 2011 Cumartesi

konser ...


"güzel bir konser olacak bencileyin"... 

...idi.

fakat olabilemedi. bir kaç sebebi birden var; kemal sunal'ın taksim-sarıyer hattındaki dolmuşa binip at yarışı tahmini ettiği filmi getirin hatırınıza, ufacık dolmuşta 50 kişi birden, böyle sıkış tepiş. geldi mi gözünüzün önüne? hah işte, öyle bir oturma düzeni, yanyana ve dipdibe tahta iskemlelerde omuzlarımızı içimize çeke çeke oturmak! -sıkışmak- zorunda kaldık. ayağımı uzatamıyorum, geriye birazcık bile yaslanamıyorum, iskemlenin tahtası sırtımıza batıyor. ızdırap içinde izlemeye çalışıyoruz konseri.

neyse, adamlar güzel müzisyen, katlanırız, ne olacak ki dedik... o da olmadı. virtüöz düzeyinde enstrümanlarına hakim olan iki adamın da virtüözlüklerini gösteresileri geldi. yani, çok ritmik oldu, çok hızlı çaldılar, erdal erzincan'ın sazının sesi kayhan kalhor'un kemençesini çok bastırdı, yetmedi, sazı neredeyse bir "vurmalı çalgı" gibi ritm tutar gibi çaldı. hayal kırıklığına uğradım.

eh be güzel kardeşim, biz sizi tanıyorduk zaten, iyi olduğunuzu göstermeye ihtiyaç duyacak adamlar da değilsiniz, ne oldu da böyle yaptınız anlamadım ki!

konsere benim iteklememle gelen kaşık düşmanına da diyecek birşey bulamadık. bak bu adamlar şöyle güzel böyle iyi derken kös kös çıktık konserden. gecenin tek kayda değer güzel yanı, konser öncesi sultanahmet'te yediğimiz köftelerin lezzetiydi.

ben gene de konserin sonlarına doğru maharetli! telefonum marifetiyle kaydettiğim görüntüleri umumun temaşasına sunayım.

12 Nisan 2011 Salı

yüce dağ başına canan, kar yağmış gibi



şimdi bu eşşe'oğlu eşşeklerden -afedersiniz- daha önce de yorum koydum. adamlar koymuşlar rakıları önlerine, hem demleniyor, hem de türkü çığırıyorlar. güzel çalıyor, fena söylemiyorlar. aralarına girip bir tane de benim patlatasım geliyor da. helal size!

amatör dinleye dinleye profesyonel kayıtları sevmez olacağım bu gidişle.

konser

bundan tee bir sene falan önce, "bu konsere gitsem ömrümden bir yıl vermeyi düşünürüm ciddi ciddi" demişim. bu adamı da severim. ikisi de iyi müzisyen. şimdi, ikisinin konseri var cuma günü aya irini'de. kaşık düşmanı ilen ş'eyedeceğiz. normalde, kaşık düşmanı benim düşkün olduğum kadar düşkün değildir böyle şeylere, ben dinlettikçe seviyor. "senin bunları sevişini seviyorum" dediydi bir zaman. neyse... güzel bir konser olacak bencileyin. gözlerimi kapatıp, kendimden geçeceğim az biraz.

ormancı



müzeyyan senar ile rakı arasında bir eşleşme var. ne zaman kendisini dinlemeye başlasak otomatikman rakılar doluyor arkasından. kaşık düşmanı içemiyor (bir yudum aldı gene de), ben hepimizin yerine içiyorum haliyle. söyle be müzeyyen apla. yarasın!(iyileşmiştir umarım)

8 Nisan 2011 Cuma

imdat ...

efendim, ben gayet dikkatli ve uyanık bir adamımdır, yani öyle geçinirim, yani genel olarak öyleyimdir. özellikle de iş mevzu bahis olduğunda.

biraz önce, bir sürü kelli felli ve de kravatlı mravatlı adamların sunumlarını izleyip, son derece karizmatik bir şekilde kendilerini sorguladım, yol gösterdim. karizmayı cilalamanın doruklarındaykene, gayet doğal bir şekilde, elimdeki telefonla 9'dan hat alıp 155'i aradıktan sonra, karşıma çıkan bayandan 5 tane orta şekerli türk kahvesi istedim. karşımdaki ses bir süre duraladıktan sonra "beyefendi yanlış aradınız" dedi, "yaa" dedim.

netice itibariyle karizmaya bilmem kaçıncı çentiği de attık. birazdan, çay ocağının dahili numarasının değiştirilmesi için idari işlere talimat vereceğim. yüzüme ciddi ve önemli adam pozunu da yapıştırayım bari. çok fena, çok fena.