21 Şubat 2011 Pazartesi
20 Şubat 2011 Pazar
17 Şubat 2011 Perşembe
fıydırıvermek ve zıngıldamalı
benim doğduğum ve genel olarak da sınırlarına girdiğimde içimden "ahh memleketim!" dediğim toprakların en hoşuma giden yönlerinden biri, kullanılan kelimelerin, hadi şive de diyelim, orijinalliği. ya da bana öyle geliyor, torpil geçiyorum kendimce. işin ilginci, ben ne zaman memlekete gitsem dakikasında dilim dönüveriyor. "nişedin len bizim o'lan?" (erkek kardeşime na'ber demiş oldum)
mahallenin yaşlısı "gocagarıları" görünce şöyle bir klasik girizgah var hala misal;
- nişiyon hatmanim deze!
- nişiyem ay o'lum. oturup batırın. sen nişiyon bakem? bu o'lan senin mi? gocuman olmuş bu!
- hee. benim. nişiyem biz de, aha gurban kescez diye geldiydik.
kurban dedim de, oğlan etkilenir belki, görmesin kesilirken hayvanı derken herif (yaş 6) aldı eline bıçağı, "ben de kesmek istiyorum" diye tutturdu. kavga, gürültü, patırtı sevmeyen sevecen oğluma biraz ürkerek baktım.
yıllar önce, daha cep telefonları yeni yeni yaygınlaşıyorken, elimdeki cep telefonuna bakıp soru soran "deze"yi hatırlayınca hala gülerim; "zıngıldamalı mı öngü?" telefon zıngıldamalı değildi, üstüne, sıklıkla kilitlenir, beni deli ederdi. bir gün sinirlendim, telefonu fıydırıverdim.
15 Şubat 2011 Salı
yeşil kurbağa
bu güzelim uzun havayı daha önce de koyduydum. gene koymak istedim. arkadaşı tanımam. adını bilmem. nerelidir bilmiyorum. fakat takdir etmeden duramadım. sen kimsin kardeşim de böyle sağlam okuyorsun. hani azıcık kayıt güzel olsa, hani azıcık yav. azıcık yav. türkü söylüyorum diye gözümüze gözümüze sokulanlardan sonra bu arkadaşa ne demek lazım bilemedim. helal sana!
13 Şubat 2011 Pazar
12 Şubat 2011 Cumartesi
7 Şubat 2011 Pazartesi
6 Şubat 2011 Pazar
yar senin derdinden derbeder oldum
davut sulari'nin güzel bir türküsü. kendi sesinden koyacaktım ama müzik dosyalarını koyduğum servis göçmüş. belki yarın. du bakali!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)