sivas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sivas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2012 Cumartesi

yüce dağ başında yanar bir ışık



ben bunu koymamış mıyım şimdiye kadar yav. vah bana vahlar bana!

14 Ekim 2012 Pazar

çığrışır bülbüller

zaman zaman düşüncelerimi hizalamak için yazmak ihtiyacı hissediyorum. aklımın içinde oraya buraya savrulmuş şeyleri derleyip toparlayıp mantıklı bir bütünlüğe sokmak, ancak yazmaya başlayınca mümkün oluyor benim için. lakin bugün yazayım dediğim şeyi yazdım, yazdım, sonunu getiremedim. daha doğrusu getirdim, ama getirdiğim demek istediğimi tam anlatamadı. cümlenin sağını düzelttim olmadı, solunu çekiştirdim olmadı. halbuki mevzu' çok basit görünüyordu. yazının sonunda o kadar çok şey hatırladım ki, hangi birini nasıl diyeceğimi bilemedim. yazdım, yazdığımı beğenmedim, ve sildim.

ortaya da aha böyle ne dediğimin anlaşılmadığı kısa bir yazı çıktı!

ne ise ...

4 Haziran 2012 Pazartesi

26 Ocak 2012 Perşembe

kara gözler



* bana böyle söyleyen bir adam daha gösterin, kendimi ha u balkondan aşağıya atayım!

erzincan dağları

8 Mayıs 2011 Pazar

düşürdün aşkın narına



sümeyra çakır'dan da dinlemek isterseniz buradan

12 Nisan 2011 Salı

yüce dağ başına canan, kar yağmış gibi



şimdi bu eşşe'oğlu eşşeklerden -afedersiniz- daha önce de yorum koydum. adamlar koymuşlar rakıları önlerine, hem demleniyor, hem de türkü çığırıyorlar. güzel çalıyor, fena söylemiyorlar. aralarına girip bir tane de benim patlatasım geliyor da. helal size!

amatör dinleye dinleye profesyonel kayıtları sevmez olacağım bu gidişle.

31 Ocak 2011 Pazartesi

bedir



demlendiğim çok belli olmuyordur diye umudediyorum.

7 Temmuz 2010 Çarşamba

yıldız




severim bu türküyü. bağlama çalmaya çalıştığım dönemlerde çalmaya çabalayıp da çalamadığım -aslında hem çalıp hem söyleyemediğim desem daha doğru- türkülerden biriydi. cümle garip oldu. lakin açıklamam var; bakalım öğrettiklerimi öğrendin mi diye sınav ediyor beni hoca, hoca dediğim de benden epey küçük, fakat harika çalan bir zıpır delikanlı. bunu çalmamı ve de söylememi istedi. beceremeyecektim, haliyle tavır koydum; ya çalayım ya söyleyeyim, ikisini birden isteme benden!

şimdi şöyle, bazı enstrümanları yeni öğreniyorkene hem çalmak, çalarken de söylemek zor. hangisine konsantre olacaksınız, doğru çalmaya mı doğru söylemeye mi? belli bir alışkanlık pratik edinene kadar ikisi birden aynı anda olmuyor.

bu dediğimin doğruluğuyla yetenek fakiri olmam arasında bir bağlantı muhtemelen yoktur. gençken süper bir müzisyen olma kabiliyetimin olduğundan neredeyse emindim, de, beklentiyle kapasiteyi doğru eşleştirememişim. yapacak bir şey yok, napalım.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

ne sevdiğin belli ne sevmediğin

muhlis akarsu sivas'taki madımak katliamında öldü. ne yüzkarası bir olay ki, onlarca kıymetli cana mal oldu. o günü, içim kan ağlayarak hatırlıyorum her seferinde.

her sivaslı gibi, okuduğu deyişleri var bir sürü. kaynak kişisinin kendisi olduğu güzel bir türküyü kendi sesinden koyayım.



27 Nisan 2010 Salı

kara toprak

aşık veysel'in bilinen bir türküsünü düzenlemiş fazıl say. fena olmamış bence.

yüce dağ başında kar var

bu türküyü aşık veysel'den dinlemiş miydiniz?


keklik idim vurdular