17 Şubat 2011 Perşembe
fıydırıvermek ve zıngıldamalı
benim doğduğum ve genel olarak da sınırlarına girdiğimde içimden "ahh memleketim!" dediğim toprakların en hoşuma giden yönlerinden biri, kullanılan kelimelerin, hadi şive de diyelim, orijinalliği. ya da bana öyle geliyor, torpil geçiyorum kendimce. işin ilginci, ben ne zaman memlekete gitsem dakikasında dilim dönüveriyor. "nişedin len bizim o'lan?" (erkek kardeşime na'ber demiş oldum)
mahallenin yaşlısı "gocagarıları" görünce şöyle bir klasik girizgah var hala misal;
- nişiyon hatmanim deze!
- nişiyem ay o'lum. oturup batırın. sen nişiyon bakem? bu o'lan senin mi? gocuman olmuş bu!
- hee. benim. nişiyem biz de, aha gurban kescez diye geldiydik.
kurban dedim de, oğlan etkilenir belki, görmesin kesilirken hayvanı derken herif (yaş 6) aldı eline bıçağı, "ben de kesmek istiyorum" diye tutturdu. kavga, gürültü, patırtı sevmeyen sevecen oğluma biraz ürkerek baktım.
yıllar önce, daha cep telefonları yeni yeni yaygınlaşıyorken, elimdeki cep telefonuna bakıp soru soran "deze"yi hatırlayınca hala gülerim; "zıngıldamalı mı öngü?" telefon zıngıldamalı değildi, üstüne, sıklıkla kilitlenir, beni deli ederdi. bir gün sinirlendim, telefonu fıydırıverdim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Çok sevimli oynuyor amcam, bayılırım kaşık oyunlarına. Yasaktandır herhalde bir aydır yazmamış olmanız... Selamlar...
Fatma.
amcanın adı "hayri dev". denizli çamelili. züper bir adam. size de selam "hatmanim" hanım (iki kere hanım oldu ya neyse artık)
Yorum Gönder