bir baba ve eş olarak, bavul konumumu uzun süredir kabullenmiş idim.
tatile veya eğlenmeye nereye gidileceği konusunda genellikle fikrim sorulurmuş gibi yapılır, ama dinlenmez. kaşık düşmanı bana güya "alternatifler" gösterir, şurası şöyle güzelmiş burası böyle iyiymiş der, benim tercihimi gene güya sorarmış gibi yapar, kendisinin veya oğlanın gitmek istediği yeri "aslında benim de gitmek istediğim yer orasıymış gibi" sunar, ve bir şekilde "oraya" gidilir.
baktım ben ne desem nasıl olsa dinlenmiyor, "gürültülü yere gitmem", "kalabalık ve patırtı olmayacak", "çok kalabalık gidilmeyecek", "gidilirse hazzetmediğim tiplerle gidilmeyecek","tatilde alışveriş için orası burası gezmem, kendin yaparsın" falan gibi bir kaç basit kural koydum, ve "nereye gidilecek, kiminle gidilecek, ne zaman gidilecek" işini hatun'a havale ettim, ve rahata erdim.
tatile nereye ve ne zaman çıkacağımız, yemeğe çıkacaksak ne tür bir yere kimlerle gidileceği bilgisi bana makul bir süre öncesinde kaşık düşmanı tarafından (kısaca "ma'kam diyelim) "tebliğ" ediliyor. ben de huysuzluğum üstümde değilse verilen talimata genellikle uyuyorum.
bavul konumu ise şöyle bir konum; tatile gidilecek yer bana tebliğ edilmiş olur, bavullar hazırlanır, ben bavulları arabaya taşırım, bavulları varacağımız yere vardıktan sonra arabadan indiririm, kalınacak yere çıkartırım, ne kadar kalınacaksa kalınılır, bavulları tekrar arabaya taşırım, eve gelince çıkartırım falan. arada görebileceğim kadar yeri gördüysem görmüşümdür, bavullarla birlikte geri getirilirim.
tatil için denize kenarı bir yere gidildiyse, havlusundan çantasına paletinden simitine ne kadar eşya varsa her sabah ve her akşam bunları odadan sahile (veya havuza), sahilden de gerisin geri odaya taşırım.
yani bavuldan az biraz daha şereflice bir konum. fakat hiç değilse sağlam. diyordum.
(bavul sayısının gidilecek yerin uzaklığından veya kalınacak sürenin uzunluğundan tamamen bağımsız ve sabit olduğu da gözlemlerim arasında. 2 günlük tatile de 10 günlük tatile de biz fikis menü 4 bavulla gidiyoruz. dönüşte -alışveriş neticesi- bu 4 bavula birkaç bavul daha ekleniyor, onları taşımak görevi de haliyle gene bana düşüyor.)
lakin son "kısacık" tatilden sonra içime bir kurt düştü. uçakla gittik, bavulları taşıma görevimi layıkıyla yerine getirip otel odasına kadar çıkarttım, bir de baktık ki bavullardan biri bir şekilde yamulmuş ezilmiş, bir türlü açılmıyor. tipik mühendis yaklaşımımla "şuna iki tane şurasından vursam açılır bu" dedim, ve başardım da. bavul açılmasına açıldı ama, bu sefer de kapanmıyor. karşılıklı denk gelmesi gereken kilit yerleri denk gelmiyor bir türlü. "şuna iki tane vursam" diyecek oldum, kaşık düşmanı "bırak bırak" dedi, gitti otelin karşısındaki bir yerden samsonayt marka bir bavulu satın aldı geldi. "bunu ne yapacağız peki" dedim, "otelde bırakırız, kullanılmaz bu artık" dedi.
bir haftafır aklıma takıldı. kırk yaşıma geldim, hadi şasi sağlam belki ama, kaportada mebzul miktarda çizik ve ezikler var. kaşık düşmanının iki kilidi karşılıklı denk gelmedi diye yepisyeni bavulu otel odasında öylece bırakıvermesi dokundu bana. düşünüp duruyorum. bavul konumumdan daha sağlam bir konuma terfi etmem lazım, ama ne konumuna henüz bulabilmiş değilim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder